Sefaköy’de Mekke ve Kudüs Vurgulu Gece: Coşku, Dua ve Umre Hediyesi Bir Arada
Anadolu Gençlik Derneği (AGD) ile Millî Gençlik Vakfı (MGV) tarafından 31 Aralık 2025 Çarşamba günü saat 20.00’de Sefaköy Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Mekke’nin Fethi ve Kudüs” temalı program, yoğun katılım ve yüksek bir coşku eşliğinde gerçekleştirildi. Salonun hınca hınç dolduğu program, milli ve manevi duyguların zirveye çıktığı anlamlı anlara sahne oldu. Program, İstiklal Marşı’nın okunması ile başladı. Ardından Fetih Suresi’nin Kur’an-ı Kerim tilaveti ile salonda derin bir huşu hâkim oldu. İlçe başkanı, il temsilcileri ve davetli hatiplerin yaptığı konuşmalarda Mekke’nin fethiyle insanlığa sunulan adalet, merhamet ve affedicilik anlayışı ile Kudüs’ün İslam dünyası için taşıdığı tarihî ve vicdani sorumluluk güçlü vurgularla dile getirildi. Gecede, semazen gösterisi izleyenlerden büyük beğeni toplarken, programın en dikkat çeken anlarından biri ise katılımcılar arasında yapılan kura çekimi oldu. Çekiliş sonucunda bir kişiye/aileye Umre hediyesi verilmesi salonda büyük sevinç ve heyecan oluşturdu. Programın sonunda, etkinliğe katkı sunanlara ve konuşmacılara AGD ve MGV Küçükçekmece İlçe Başkanı tarafından plaket takdim edildi.
Öte yandan program, Küçükçekmece siyasetinden sınırlı katılımla gerçekleşti. Saadet Partisi Küçükçekmece İlçe Başkanı Feyzullah Çürük, Büyük Birlik Partisi Küçükçekmece İlçe Başkanı Mehmet Cem Özel, Anahtar Partisi ilçe Başkan yardımcısı ile Yeniden Refah Partisi ilçe Başkan yardımcısı programda yer aldı. Buna karşın, diğer siyasi partilerin temsilcilerinin ve Küçükçekmece Belediyesi’nden herhangi bir yetkilinin katılım göstermemesi dikkatlerden kaçmadı.
Bilal Baylan – Asrı Vefa Derneği
Üzeyir İncekara – Saadet Partisi İl Yönetimi
Elif İncekara – AGD İl Teşkilatlanma Başkanı
Cem Özel – Büyük Birlik Partisi İlçe Başkanı ve Yönetimi
Hasan Değirmenci – Yeşilay Önceki Dönem Yöneticisi
Ali Osman – Avrupa Birliği Görüş Teşkilatı Temsilcisi
Enes Dizman – Anahtar Parti İlçe Başkan Yardımcısı ve Yönetimi
Feyzullah Çürük – Saadet Partisi İlçe Başkanı
Ahmet Yıldız – AGD İl Yönetim Kurulu Üyesi
Mustafa Yılmaz – Saadet Partisi Küçükçekmece Gençlik Kolları Başkanı
Erbay Caferoğlu – TÜMKİAD İlçe Başkan Vekili
Selamettin Tunç – Küçükçekmece Özel Eğitim Meslek Okulu Müdürü
Atilla Olgunöz – AGD Eski İlçe Başkanı
Nurettin Tübü – AGD Eski İlçe Başkanı
Salih Kaptanoğlu – Cansuyu Küçükçekmece Temsilcisi
Tamer Sönmezler – Yeniden Refah Partisi İl Yönetim Kurulu Üyesi
Milli ve manevi değerlerin diri tutulduğu gece, katılımcıların duaları ve temennileriyle sona ererken, program; birlik, kardeşlik ve Kudüs bilinci açısından güçlü mesajlar verdi. AGD ve MGV yetkilileri, benzer içerikteki çalışmaların artarak süreceğini ifade etti.
Anadolu Gençlik Derneği (AGD) ve Millî Gençlik Vakfı (MGV) Küçükçekmece İlçe Şubesi, 31 Aralık 2025 Çarşamba günü Sefaköy Kültür Merkezi’nde düzenlediği “Mekke’nin Fethi ve Kudüs Gecesi” programıyla yeni yıla anlamlı ve güçlü bir mesajla girdi.
AGD ve MGV Küçükçekmece İlçe Şube Başkanı Ferhat Çakıcı öncülüğünde gerçekleştirilen program, yoğun katılımla ve büyük bir manevi atmosfer içerisinde icra edildi. İslam tarihinin dönüm noktalarından biri olan Mekke’nin Fethi’nin yıl dönümünde düzenlenen gece, Kudüs bilincini diri tutma vurgusuyla dikkat çekti.
Programın açılış ve selamlama konuşmasını yapan AGD Küçükçekmece İlçe Şube Başkanı Ferhat Çakıcı, konuşmasına “Bismillahirrahmânirrahîm” diyerek başladı. Çakıcı, Anadolu Gençlik Derneği ve Millî Gençlik Vakfı’nın 51. dönem çalışmaları kapsamında Türkiye’nin 81 ilinde eş zamanlı olarak düzenlenen bu programların, milletin manevi gündemini canlı tutma gayesinin önemli bir tezahürü olduğunu ifade etti.
Başkan Çakıcı konuşmasında, Mekke’nin Fethi’nin yalnızca bir tarihî hadise olmadığını vurgulayarak şu ifadelere yer verdi:“Bugün burada sadece bir tarihi hatırlamak için değil; bir ruhu diriltmek, bir bilinci tazelemek ve ümmet olmanın sorumluluğunu yeniden kuşanmak için bir aradayız. Mekke’nin Fethi; merhametin, adaletin ve teslimiyetin yeryüzüne yeniden hâkim oluşunun adıdır. Kudüs ise ümmetin kalbidir, izzetidir, onurudur.”
Kâbe ile Mescid-i Aksa’nın aynı afişte birlikte kullanılmasının bilinçli bir tercih olduğunu belirten Çakıcı, bu iki mukaddes beldenin davanın merkezinde yer aldığını ifade etti. İçinden geçilen zor zamanlara dikkat çeken Çakıcı, ümmet coğrafyasının ağır imtihanlardan geçtiğini, bu süreçte Müslümanlara düşen sorumluluğun fethin ruhunu kavramak ve Kudüs davasını gür bir sesle haykırmak olduğunu dile getirdi.
Gecenin yalnızca bir anma programı değil, aynı zamanda bir diriliş ve dayanışma buluşması olduğunun altını çizen Çakıcı, konuşmasında gençlere ayrı bir parantez açtı. 14 Aralık’ta gerçekleştirilen ve “kaybedeni olmayan yarışma” olarak nitelendirilen Siyer-i Nebi Sınavı’nda dereceye giren gençleri tebrik eden Çakıcı, ödüllerin bu anlamlı gecede takdim edilmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) hayatını öğrenmenin bir yarıştan öte bir şuur meselesi olduğunu belirterek, bu gençlerin geleceğin en büyük umudu olduğunu ifade etti.
Konuşmasının sonunda programa katkı sunan herkese teşekkür eden Ferhat Çakıcı, şu temennilerle sözlerini tamamladı:“Rabbimizden bu milleti izzetli, bu ümmeti birlikli ve bu gençliği dirayetli kılmasını diliyorum. Gecemizin hayırlara vesile olmasını niyaz ediyorum.”
Anadolu Gençlik Derneği İstanbul İl Yönetim Kurulu Üyesi, İl Başkanı’nı temsilen programa katılan ve aynı zamanda 3. Bölge Eğitim Bilimleri Başkanı olarak görev yapan Ahmet Yıldız, selamlama konuşmasını gerçekleştirdi. İlçelerdeki gençlerin eğitim çalışmalarını koordine eden Yıldız, programa katılan davetliler tarafından ilgiyle takip edildi.
Konuşmasına “Selamünaleyküm kıymetli misafirler” diyerek başlayan Ahmet Yıldız, programa katılım sağlayan resmi kurum temsilcilerine, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşu yetkililerine, teşkilat mensuplarına ve salondaki tüm katılımcılara teşekkür etti.
Mekke’nin Fethi’nin sıradan bir askerî zafer olmadığını vurgulayan Yıldız, bu fethin bir medeniyetin doğuşu olduğunu belirterek şu ifadelere yer verdi:“Tarihte birçok şehrin fethi gerçekleşmiştir; ancak Mekke’nin Fethi, alelade bir askerî fetih değildir. Bu fetih, İslam medeniyetinin doğuşunun adıdır. Neredeyse kan dökülmeden gerçekleşen bu fetih, Müslümanlara büyük bir ufuk kazandırmıştır.”
Mekke’nin Fethi’nden önce Arap Yarımadası’nda yaşanan zulüm, adaletsizlik ve kabilecilik anlayışına dikkat çeken Yıldız, İslam’ın gelişiyle birlikte sadece 40 yıl gibi kısa bir sürede Arabistan’dan Anadolu’ya, Türkistan’dan Mısır’a kadar geniş bir coğrafyada büyük bir medeniyet hamlesi yaşandığını ifade etti.
Bu fetihlerin yalnızca askerî başarılarla sınırlı kalmadığını belirten Yıldız, İslam medeniyetinin ilim, sanat, mimari, ekonomi ve siyaset alanlarında derin izler bıraktığını söyledi. Müslümanların fethettikleri bölgelerde şehirler kurduklarını, köprüler, yollar, çeşmeler, imarethaneler ve insanı merkeze alan yapılar inşa ettiklerini vurguladı.
Tarihi mekânların insan ruhunda bıraktığı etkiye de değinen Yıldız, Süleymaniye, Sultanahmet, Eyüp Sultan ve Ayasofya gibi eserlerin, İslam medeniyetinin samimiyet, ihlas ve ümmet bilincini yansıttığını ifade etti. Ünlü yazar Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Atalarımız inşa etmiyor, adeta ibadet ediyorlardı” sözünü hatırlatan Yıldız, bu anlayışın taşlara işleyen bir ruh olduğunu dile getirdi.
Anadolu Gençlik Derneği’nin, merhum Necmettin Erbakan’ın öncülüğünde bu medeniyet ruhunu yeniden topluma ve tüm İslam âlemine hâkim kılmak için çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Yıldız, konuşmasını şu temenniyle tamamladı:“Bu ruhun bugün büyük acılar çektiği Gazze, Doğu Türkistan ve diğer mazlum İslam coğrafyalarının da bu mübarek günler vesilesiyle kurtuluşa ermesini Yüce Rabbimizden niyaz ediyoruz.”
Anadolu Gençlik Derneği (AGD) ve Millî Gençlik Vakfı (MGV) Küçükçekmece İlçe Şubesi tarafından düzenlenen “Mekke’nin Fethi ve Kudüs Gecesi” programında gecenin dikkat çeken konuşmalarından birini Kazım Türkmen gerçekleştirdi. Derinlikli anlatımı ve tarihî örneklerle zenginleştirdiği konuşma, salondaki katılımcılar tarafından büyük bir dikkatle takip edildi.
Konuşmasına Kur’an tilaveti ve salavatla başlayan Kazım Türkmen, programa davet edilmekten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, böyle anlamlı bir gecede yer almanın kendisi için bir onur olduğunu ifade etti. Programın, Mekke’nin Fethi’nden Kudüs’ün özgürlüğüne uzanan bir dava çizgisini hatırlattığını belirten Türkmen, bu çizginin aynı zamanda insanlığın vicdanına yöneltilmiş güçlü bir çağrı olduğunu vurguladı.
Yılbaşı gecesinde toplumun farklı kesimlerinin farklı tercihlerle bir araya geldiğine dikkat çeken Türkmen, Müslümanlar için zaman kavramının sıradan bir akış değil, ciddi bir şuur ve sorumluluk alanı olduğunu söyledi. Kur’an-ı Kerim’de zamana edilen yeminleri hatırlatan Türkmen, zamanın değerlendirilmesi hâlinde bir gecenin bin aydan hayırlı olabileceğini, aksi hâlde ise bir ömrün heba olabileceğini ifade etti.
Konuşmasında Mekke’nin Fethi’ni klasik bir askerî zafer olarak değil, aklın ve kalbin fethi, yani gönüllerin kazanılması olarak ele alan Türkmen, fetih ile iman arasında kopmaz bir bağ bulunduğunu dile getirdi. Bu anlayışın kavranabilmesi için Hudeybiye Antlaşması’nın mutlaka doğru okunması gerektiğini vurgulayan Türkmen, Fetih Suresi’nin Mekke’nin Fethi’nden ziyade Hudeybiye’de kazanılan büyük manevi fethe işaret ettiğini belirtti.
Hudeybiye sürecini ayrıntılarıyla anlatan Kazım Türkmen, zor zamanlarda Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) gösterilen teslimiyetin, sabrın ve sadakatin bugün Müslümanlara önemli dersler sunduğunu ifade etti. Sayıca az, imkânları sınırlı bir topluluğun iman, itaat ve tevekkülle nasıl büyük bir medeniyetin temellerini attığını örneklerle anlattı.
Mekke’nin Fethi’ne giden süreçte kan dökülmemesi için gösterilen hassasiyete dikkat çeken Türkmen, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) savaş değil barış istediğini, fethin esas amacının insan kazanmak olduğunu vurguladı. Hudeybiye’den Mekke’nin Fethi’ne kadar geçen iki yıllık barış döneminde Müslümanların sayısının büyük ölçüde artmasının, barış ortamının İslam’ın yayılışındaki etkisini açıkça ortaya koyduğunu belirtti.
Gazze ve diğer mazlum coğrafyalara da değinen Türkmen, asıl meselenin düşmanın kalabalığı değil, müminlerin sağlam bir çekirdek kadro oluşturup oluşturamadığı olduğunu ifade etti. Hudeybiye’deki az ama sadık kadronun iki yıl içinde tarihi değiştirdiğini hatırlatan Türkmen, bugün de aynı iman ve kararlılıkla hareket eden bir neslin her türlü zulmü sona erdirebileceğini söyledi.
Programın devamında kürsüye davet edilen İshak Koç, konuşmasında Mekke’nin Fethi’nin ruhunu, Resûlullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) fetih esnasındaki tevazuunu ve bu büyük hadisenin bugün dahi yol gösteren anlamını çarpıcı örneklerle anlattı.
Koç, Resûlullah’ın Mekke’ye giriş anını tasvir ederek, Peygamber Efendimizin devesi üzerinde başını eğmiş vaziyette “Hayatın ahiretten ibaret olduğu” hakikatini mırıldanmasının, fethin bir güç gösterisi değil; tevazu, merhamet ve teslimiyet dersi olduğunu ifade etti. Sekiz yıl boyunca yaşanan acılara, şehitlere ve ayrılıklara rağmen Mekke’ye intikam duygusuyla değil, affın ve adaletin temsilcisi olarak girildiğini vurguladı.
Konuşmasında merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın aktardığı oryantalist John Devur örneğine de değinen Koç, Devur’un İslam’ı kabul etmesinde Mekke’nin Fethi’nin belirleyici olduğunu hatırlattı. “Bir şehri fethediyorsunuz, herkes size bağlanıyor ama siz ‘Ben Medine’ye döneceğim’ diyorsunuz. İşte bu, beşerî bir davranışla açıklanamaz” sözleriyle fethin ahlaki boyutuna dikkat çekti.
Resûlullah’ın, Mekke’nin fethinden sonra Medine’ye dönmesini ve “Hicret bitmiştir; bundan sonra niyet ve cihat vardır” buyruğunu hatırlatan Koç, hicretin sona erdiğini ancak fetih anlayışının yeni bir ufuk kazandığını belirtti. Mekke’nin fethinin Hayber’den Kudüs’e, Şam’dan Mısır’a uzanan fetihlerin kapısını araladığını söyledi.
Günümüze gelindiğinde Filistin halkının yaşadığı zorunlu göçe dikkat çeken Koç, milyonlarca Filistinlinin hâlâ hicret şartlarında yaşadığını vurguladı. Kudüs meselesinin bir toprak ya da mabet davasından öte, doğrudan bir insanlık davası olduğunu ifade eden Koç, “Fetih, kalpleri hakka açmaktır. Bu açıdan bakıldığında bugün sadece Kudüs değil, bütün dünya bir işgal altındadır” dedi.
Filistin direnişinin tarihsel sürecine de değinen Koç, 1987’de başlayan intifada ile Filistin halkının ilk kez gerçek anlamda özne hâline geldiğini, İsrail’in ise ilk defa ciddi bir direnişle yüzleştiğini dile getirdi. “İsrail ancak güçten anlar ve bu güçle ilk kez son yıllarda karşı karşıya kalmıştır” ifadelerini kullandı.
Konuşmasını dua ve temenniyle tamamlayan İshak Koç, Filistin topraklarının özgürlüğüne kavuşacağına olan inancını dile getirerek, “Allah’ın izniyle yeni bir fethe, yeni bir zafere doğru gidiyoruz” sözleriyle salondan büyük alkış aldı. Program, yapılan duaların ardından sona erdi.


















