Bilimsel koruma ilkelerine uygun olarak gerçekleştirilen restorasyon kapsamında yapının strüktürel güçlendirmesi yapılmış, deprem riskine karşı mühendislik önlemleri alınmış ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi bütçesinden önemli bir yatırım gerçekleştirilmiştir.Restorasyon sürecinde ayrıca:
- Müze işlevine uygun yeni gezi platformları (yürüyüş yolları) oluşturulmuş,
- Özgün mimariyi vurgulayan ve mekânsal algıyı güçlendiren aydınlatma tasarımı uygulanmıştır.
Ziyaretçi İlgisi ve Ekonomik Katkı
Restorasyon sonrası Yerebatan Sarnıcı’na olan ilgi büyük ölçüde artmış; günlük ziyaretçi sayısı yaklaşık 1000’den 10.000’e yükselmiştir. Açılışından bu yana geçen yaklaşık 1000 gün içinde yapı 10 milyondan fazla ziyaretçi ağırlamıştır.Yerebatan Sarnıcı, kısa sürede restorasyon maliyetini karşılamış; elde edilen gelirler yalnızca işletme giderlerini karşılamakla kalmamış, aynı zamanda İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin diğer kültürel miras projelerine de kaynak sağlamıştır. Bu yönüyle yapı, kültürel miras yatırımlarının sürdürülebilir ve kendi kendini finanse edebilen bir model oluşturabileceğini göstermiştir.Mülkiyet Devrine İlişkin Süreç
01 Nisan 2026 tarihi itibarıyla Yerebatan Sarnıcı’nın mülkiyetinin, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu hükümleri gerekçe gösterilerek Vakıflar Genel Müdürlüğü bünyesindeki çeşitli vakıflar adına tescil edildiği tapu kayıtlarında görülmüştür.Devir işlemi; Ayasofya-i Kebir, Kalıçeci Hasan Ağa, Hacı Beşir Ağa, Teşrifati Mehmet Akif Bey, Dülbentçizade Mustafa Efendi, Haremeyn, Fatih Sultan Mehmet Han (Ayasofya) ve Kanuni Sultan Süleyman Han (Kırkçeşme) vakıfları adına gerçekleştirilmiştir.İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bu süreçle ilgili herhangi bir resmi tebligat yapılmamış, idari bildirimde bulunulmamış ve bilinen herhangi bir mahkeme kararı olmaksızın mülkiyet değişikliği gerçekleştirilmiştir. Bu durum, 1 Nisan 2026 tarihinde tapu kayıtlarının incelenmesi sırasında öğrenilmiştir.Hukuki Çerçeve
5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 30. maddesi ve Vakıflar Yönetmeliği’nin 178. maddesi uyarınca, bir taşınmazın vakıf kültür varlığı olarak tescil edilebilmesi için taşınmazın vakıf yoluyla meydana geldiğinin kesin belgelerle ortaya konulması zorunluydu.Ancak 20 Kasım 2025’te TBMM’de kabul edilen ve 05 Aralık 2025’te yürürlüğe giren yasal düzenlemeler ile bu kapsam genişletilmiş;- Vakıflar tarafından geçmişte onarım görmüş olması,
- Vakıflar tarafından desteklenmiş olması,
- Herhangi bir dönemde vakıflarla ilişkilendirilmiş olması gibi gerekçeler de tescil için yeterli hale getirilmiştir.

















