Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde düzenlenen Millî Güvenlik Konferansları açılış programında konuştu. Şehitlere rahmet, gazilere şükran dilekleriyle sözlerine başlayan Erdoğan, güvenlik güçlerinin fedakârca görevlerini hatırlatarak teşekkür etti.Konferansların, Millî Güvenlik Siyaset Belgesinin daha iyi anlaşılması ve kurumlar arası koordinasyonun güçlenmesi açısından önemine dikkat çeken Erdoğan, “Yeni tehditleri doğru okuyacak kadroların yetişmesine zemin oluşturuyor” dedi.
Stratejik Vizyon ve Tarihî Süreklilik
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin zorlu coğrafyada asırlardır varlık gösterdiğini vurgulayarak, “Türkiye Cumhuriyeti bizim bu topraklarda kurduğumuz ilk değil, en son devletimizdir. Her defasında Anka Kuşu gibi küllerimizden yeniden doğduk” ifadelerini kullandı.15 Temmuz sonrası devreye alınan “terörü kaynağında yok etme” stratejisi ile sınır ötesi harekâtların Türkiye’nin bağımsızlığını teyit ettiğini belirten Erdoğan, Irak ve Suriye operasyonlarının güvenlik paradigmasında yeni bir dönem başlattığını söyledi.Teknolojik Özerklik ve Yeni Güvenlik Alanları
Erdoğan, çağın güvenlik anlayışında enerji hatlarına saldırılar, siber tehditler ve dezenformasyon kampanyalarının doğrudan millî güvenlik alanına girdiğini belirtti.“Yerli ve millî imkânlarla geliştirilmiş teknolojik özerkliği millî güvenliğimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz” diyen Erdoğan, yapay zekânın fırsatları kadar risklerine de dikkat çekti: “Yapay zekâ destekli dezenformasyon kampanyaları toplumsal psikolojiyi, sahte içerikler ise demokratik süreçleri zehirlemektedir.”Özgürlük–Güvenlik Dengesi
Cumhurbaşkanı Erdoğan, demokratik reformlarda özgürlük ve güvenlik arasında hassas bir denge yakaladıklarını ifade ederek, savunma sanayisinin güçlendirilmesi, enerji arz güvenliği ve afetle mücadele kapasitesinin artırılmasıyla Türkiye’nin krizlere karşı daha dayanıklı hâle geldiğini söyledi.“Türkiye Yüzyılı” vizyonunu hatırlatan Erdoğan, milletin birlik ve kardeşliğinin en büyük güç kaynağı olduğunu vurguladı: “Devletimizi payidar, milletimizi aziz, güvenlik güçlerimizi muzaffer eylesin.”Bu konuşma, Türkiye’nin güvenlik politikalarının sadece askeri değil, teknolojik, toplumsal ve stratejik boyutlarıyla yeniden tanımlandığını ortaya koyuyor.