Küçükçekmece Kent Konseyi'nin "Kadına Şiddete Hayır" dedi. "Peki Doğu Türkistan, Gazze, Sudan İçin Neden Sessizsiniz?"

Küçükçekmece Kent Konseyi 'Kadına Şiddete Hayır' etkinliğiyle gündeme gelirken, dünyanın dört bir yanında kadınların katledildiği soykırımlara yönelik yıllardır süren sessizliği tartışma yarattı. Gazze'de bombalar altında can veren, Doğu Türkistan'da zindanlarda işkence gören, Sudan'da çatışmaların ortasında yok edilen kadınlar için tek bir açıklama yapılmaması, 'Zulme sessiz kalmak suça ortak olmaktır' tepkilerini beraberinde getirdi.

Küçükçekmece Kent Konseyi geçtiğimiz günlerde “Kadına Şiddete Hayır” temalı bir etkinlik düzenledi. Şiddetin her türüne karşı çıkılan etkinlikte kadına yönelik saldırılar lanetlendi, toplumda farkındalığın artırılması gerektiği vurgulandı. Ancak bu mesajın gölgesinde çok önemli bir soru yükseldi: “Peki dünyanın dört bir yanında kadınlar öldürülürken, işkence görürken, açlıktan kırılırken neden sesiniz çıkmadı?”

Doğu Türkistan’da Yıllardır Süren Zulme Karşı Neden Sessiz Kalındı?

Çin'in Doğu Türkistan’da Uygur Türklerine yönelik uyguladığı baskılar, sistematik işkenceler ve kadınlara yönelik ağır insan hakkı ihlalleri uzun süredir uluslararası kamuoyunun gündeminde. Kadınların çıplak aramalarla, zorla kısırlaştırmalarla, taciz ve işkenceyle karşı karşıya kaldığına ilişkin raporlar defalarca yayımlandı.

Peki Küçükçekmece Kent Konseyi, kadın hakları konusunda bu kadar hassas ise şu ana kadar Doğu Türkistanlı kadınlar için tek bir açıklama yaptı mı?
Arşivleri taradık, herhangi bir basın bildirisi, farkındalık etkinliği ya da dayanışma çağrısı göremedik.

Bu sessizlik bir soru işareti olarak duruyor.

Gazze’de 7 Ekim’den Bu Yana Öldürülen Kadın ve Çocuklar İçin Bir Açıklama Var mı?

7 Ekim 2023’ten itibaren Gazze’de yaşanan saldırılar sonucu binlerce kadın ve çocuk hayatını kaybetti.
Emziren anneler, hamile kadınlar, çocuklarıyla birlikte enkaz altında kalan aileler, insanlık tarihine kara bir leke olarak geçen sahneler…

Küçükçekmece Kent Konseyi bu süreçte bir dayanışma etkinliği, basın açıklaması ya da kamuoyu duyurusu yaptı mı?
Soruyoruz:
Kadınlar söz konusu olduğunda yalnızca coğrafya değiştiği için mi sessiz kalındı?

Sudan’da, Somali’de, Afrika’nın Dört Bir Yanında Kadınlar Ölüyor…

Sudan’da devam eden iç çatışmalarda her gün yeni katliam haberleri geliyor.
Somali’de ve Afrika’nın pek çok bölgesinde kadınlar hem açlıkla hem çatışmalarla hem de cinsel şiddetle mücadele ediyor.

Uluslararası kurumların büyük bölümü bu konuda sessiz.
Peki Küçükçekmece Kent Konseyi bu sessizliği paylaşıyor mu?

Bugüne kadar ne bir rapor, ne bir kınama, ne bir dayanışma programı…

“Kadına Şiddete Hayır” Derken Evrensel Bir Tutarlılık Bekleniyor

Elbette ki yapılan etkinlik yerel ölçekte önemlidir; toplumdaki kadına yönelik şiddetin azaltılması için her türlü farkındalık çalışması değerlidir.

Ancak insan hakları savunuculuğu bütüncül olmalıdır.
Eğer şiddete gerçekten “hayır” deniyorsa; bu sözün bir coğrafyaya göre şekillenmemesi gerekir.

Bir ülkede ya da ilçede kadına şiddet protesto edilirken,
başka bir ülkede çıplak şekilde işkenceye uğrayan, kamp kamplarında yok edilen, bombalar altında can veren kadınlar yok sayılamaz.

**Gazze, Sudan ve Doğu Türkistan…

Farklı Coğrafyalar, Aynı Acı, Aynı Sessizlik**

Bugün Gazze’de anneler çocuklarıyla birlikte enkaz altında can veriyor. Sudan’da kadınlar çatışmaların gölgesinde kaçırılıyor, tecavüz ediliyor, öldürülüyor. Doğu Türkistan’da ise kadınların bedenleri, inançları ve kimlikleri sistematik bir asimilasyon altında yok edilmeye çalışılıyor.

Ama hepsinin hikâyesi tek bir cümlede birleşiyor:
İnsanlık yine sınanıyor.

Bombaların, toplama kamplarının ve açlığın ortasında aynı haykırış yükseliyor:
“Bizi duyun!”

Zulme Sessiz Kalmak, Suça Ortak Olmaktır

Bu gerçekler ortadayken, Küçükçekmece Kent Konseyi’nin yıllardır Gazze’deki soykırıma, Doğu Türkistan’daki toplama kamplarına ve Sudan’daki katliamlara dair tek bir açıklama yapmamış olması, kamuoyunda derin bir soru işareti doğuruyor.

Yerel ölçekte kadına şiddete karşı çıkmak elbette kıymetlidir.
Ancak adalet yalnızca bir ülkenin sınırları içinde değil, bütün bir insanlık adına savunulduğunda anlam kazanır.

Bugün Gazze’de, Sudan’da, Doğu Türkistan’da kadınlar:

Kimi bombalarla öldürülüyor,

Kimi zindanlarda kayboluyor,

Kimi açlık ve yoksullukla sınanıyor,

Kimi çırılçıplak işkenceden geçiriliyor,

Kimi çocuklarını kaybediyor…

Peki Küçükçekmece Kent Konseyi bu tabloya hiç şahit olmadı mı?
Bu acılar kadın kategorisine girmiyor mu?
Yoksa coğrafyaya göre değişen bir duyarlılık mı söz konusu?

Adalet, Özgürlük ve İnsanlık İçin Bir Ses Olmak Şart!

SOYKIRIMA DUR DE!
Çünkü susmak; bombaların, toplama kamplarının ve katliamların zeminini güçlendirir.

Ses ver!
Çünkü sessizlik en büyük ortaklıktır.

Bugün insanlık; Gazze’nin karanlık sokaklarında, Sudan’ın çatışma bölgelerinde, Doğu Türkistan’ın beton duvarlı zindanlarında sınanıyor.

Ama Küçükçekmece’de düzenlenen etkinlikte sadece yerel şiddet konuşuldu.
Oysa insanlık onuru çizilen sınırlarla korunmaz.

Kamuoyunun Sorusu Net:

“Kadına şiddete hayır diyorsunuz ama Gazze’de, Sudan’da, Doğu Türkistan’da öldürülen kadınlar için neden bir tek Basın açıklamanız ve yapılan zülmü resimleyerek serginiz yok?”

YılmazHaber.com Olarak Soruyoruz:

Doğu Türkistan’da çırılçıplak arama işkencelerine maruz kalan kadınlar için bir açıklamanız oldu mu?

Gazze’de bombalar altında hayatını kaybeden kadınlar ve çocuklar için bugüne kadar neden bir dayanışma etkinliği düzenlemediniz?

Sudan, Somali, Afrika’nın birçok noktasında yaşanan kadın katliamları için bir girişiminiz var mı?

Kadına yönelik şiddet yalnızca sınırlı bir coğrafyada mı sizi ilgilendiriyor?

Küçükçekmece Kent Konseyi’nin dün verdiği mesaj, ancak evrensel bir tutarlılık ile anlam kazanabilir.
Aksi halde bu tür etkinlikler, toplumun vicdanında
"seçici duyarlılık"
eleştirisiyle karşı karşıya kalmaktan kurtulamaz.